Fiziksel Boyutlar Yönünden Anıt Ağaçlar (2)

Fiziksel Boyutlar Yönünden Anıt Ağaçlar (2)

Önceki makalede bulunan bilimsel tanımda da vurgulandığı gibi, anıt ağaçların ilk göze çarpan ve insan üzerinde iz bırakan özelliği sahip oldukları olağanüstü fiziksel boyutlarıdır. Yurdumuzun bulunduğu coğrafya ve topoğrafyadan ötürü sahip olduğu biyolojik çeşitliliğin ağaç türlerine de yansıması, ayıfındığından meşeye, porsuk ağacından ardıca kadar neredeyse her ağaç türünün anıtsal nitelik taşıyan bireylerini Türkiye'de görmeyi mümkün kılmıştır.

Yapılan anıt ağaç tespitleri incelendiğinde; devasa sedir, ardıç, karaçam ve kayınların daha çok orman alanlarında tek ağaç ya da orman parçaları halinde, çınar başta olmak üzere servi ve meşelerin yerleşim alanları içi ve civarındaki kutsal ve mistik mekânlarda tek ağaçlar halinde bulunduğu görülür.

Normal insan ömrünün 15-20 katı uzunluğunda yaşam süresine sahip olan anıt ağaçlar, hem unutulmuş zamanların karanlık tüneli içinden süzülüp gelen 900-1000 yıllık hayatları boyunca tanık oldukları tarihsel olaylardan ve hem de zamanın kendilerine kazandırdığı görkemli görünüşlerinden ötürü, insan ruhu ve bilincinde önce merak ve hayranlık, sonra da takdir ve saygınlık duygusu uyandırırlar (ASAN 1991). Bu ağaçların zaman içinde boyutları değişip görkemleri arttıkça, birey ve toplum psikolojisi üzerinde bıraktığı etki de yükselir. Yükselen bu etki, ağacı daha da anıtlaştırır. Anıtlaşan ağaç toplumu daha çok etkiler. Böylece; toplum ve ağaç arasında, zaman içinde karşılıklı bir etkileşim oluşur. Ağacın doğal ömrüne koşut bu etki giderek evrenselleşir ve dil, din, ırk ve zaman gözetmeksizin bütün belleklerde derin izler bırakır. Bu duygular, genç beyinlerde bir taraftan soya bağlılık, yurt ve ulus sevgisi kavramlarının doğup gelişmesine vesile olurken, bir taraftan da doğa sevgisi ve çevre bilincinin oluşum sürecini hızlandırır.

Bolu ili, Saçcılar Köyü mezarlığında bulunan bir meşe ağacında saptanan fiziksel boyutlar ile bu boyutların insan psikolojisi ve inanç dünyasında bıraktığı etkiler üzerine yapılan bir değerlendirme aşağıda verilmiştir.

Bolu ili Mengen ilçesi, Mamatlar Köyü yaylasındaki Mamatlar Meşesi ile Çankırı ili Yapraklı ilçesi Karacözü Köyü'ndeki Kaba Meşe, bu değerlendirmenin yapıldığı tarihte henüz keşfedilmemiş olduğu için, bu ağaçlar 1992 yılında yapılan değerlendirme sırasında dikkate alınamamıştır.

Saçcılar Meşesi

Mengen Mamatlar Meşesi'nden sonra Bolu ve civarındaki en kalın çaplı ikinci meşe ağacı, Saçcılar Köyü'ndedir. Ormancılık literatürümüzde anıtsal nitelikli meşelere ait en kalın çap rekoru 3,5 m ile İstanbul-Yıldız Parkı'ndaki bireye aittir. Ancak sözü edilen bu ağaç 1,5 m yükseklikten itibaren çatal gövde formuna sahip olduğundan fazla görkemli değildir. Bir başka kalın meşe ise, Bursa-Armutköy Mezarlığı'ndadır. Ancak 2,8 m çap ve 24,5 m boya sahip olan bu bireyin gövde kalınlığı ve görkemi, üzerindeki kanser urlarından ileri gelmektedir. Hem tek bir gövde olması ve hem de üzerinde anormal patolojik şişkinlik ve kanser urlarının bulunmaması nedeniyle meşeler arasında en kalın çap rekoru, şimdilik Bolu ili Saçcılar Köyü'nde bulunan meşeye (Quercus robur) aittir.

Anıt Meşede yaş tahmini, ortalama yıllık halka kalınlığı 3 mm/yıl kabul edilerek yapılmıştır. Dikili gövde hacmi (π/4) x d2.h.f formülü ve f = 0,5 alınarak hesaplanmıştır. Taze ağırlık ise, gövde + tepe ağırlığı halinde, gövde ağırlığının 1,5 katı olarak tahmin edilmiştir.

Şimdi isterseniz, Saçcılar Meşesi için yukarıda sıralanan sayısal değerleri daha somut ve anlamlı hale getirelim.

Saçcılar Meşesi öyle bir ağaç ki;

  • Ortalama boyu 1,75 m olan 6 insan bir araya gelse, bu ağacın gövdesini ancak sarabiliyor,
  • Kerestesi ile kapısından penceresine ortalama büyüklükte beş ev yapılabiliyor,
  • Kütlesi, ortalama yük kapasitesi 15 ton olan beş kamyon ile ancak taşınabiliyor.

Bu devasa boyut, hacim ve olağanüstü kütle canlı bir organizmaya ait. Öyle bir canlı ki;

  • Tarihsel süreç içinde karanlık ortaçağın sonlarında çimlenip yeşermiş,
  • Atalarımızın Anadolu'ya gelişine, Selçuklu İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş ve çöküşlerine tanık olmuş,
  • Ortalama insan ömrü 65 yıl hesabıyla, bulunduğu yerde tam 15 neslin gelip geçişini izlemiş.

Şimdi bir de dört tarihsel çağ boyunca sürdürülen bu dopdolu hayatın; ağırlığı ortalama 1,0 – 1,5 gr, hacmi yaklaşık 1 cm3 olan bir tohum tanesi ile başladığını düşünelim. Öyle bir varlık ki;

  • Küçücük bir kütle ile işe başlamış,
  • Yaşadığı uzun yıllar boyunca, hacmini yaklaşık 60 milyon, ağırlığını 75 milyon defa büyütmüş,
  • Verdiği milyonlarca tohum ile doğal bereketin ve yaratıcı gücün simgesi olmuş.

Bu değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, sıra dışı boyutlara sahip anıt ağaçlar, birey ve toplum psikolojisi ve inanç dünyasında bıraktığı etkiler ile kendilerine gösterilen saygı ve hayranlığı çoktan hak etmektedir. 2008 yılında yürürlüğe giren yeni amenajman yönetmeliği, ormanlarda bulunan ve çeşitli nedenlerle kesilemedikleri için günümüze kadar ulaşabilen anıtsal nitelikli ağaçların saptanmasını öngörmektedir. Önceleri planlama gruplarının kişisel tercihine bırakılan bu uygulama, bahsi geçen yönetmelikle zorunlu hale getirilmiştir. Nitekim 2011 yılında Denizli Orman Bölge Müdürlüğü, Çameli Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Orman İşletme Şefliklerinde süresi biten orman amenajman planlarının yenilenmesi sırasında, Değne Bölgesi'nde, Akdağ Silsilesi eteklerinde, doğal yaşlı ormanlar ve anıt nitelikte ağaçlara rastlanmıştır. Saptanan ağaçların fiziksel boyutları itibariyle anıt nitelikte olmaları nedeniyle ağaçların bulunduğu alanlar, hem dendroklimatoloji ve doğa bilimleri açısından ileride yapılacak araştırmalara materyal olması ve hem de bu ağaçları görmek için gelecek yerli ve yabancı doğasever turistlerin ilgisini çekerek eko turizmin gelişmesine katkı sağlayabileceği belirtilerek koruma altına alınmıştır.

Prof. Dr. Ünal ASAN


Not: Bu makalenin tam sürümü, proje kapsamında hazırlanan katalog-kitap içerisinde mevcuttur. Makale içerisinde adı geçen ağaçların resimlerine ve diğer görsellere elektronik katalog-kitap içerisinden ulaşabilirsiniz.